Tuesday, January 06, 2009

Avrupa Macerası II.kısım

Gezinin geri kalanını en kısa zamanda aktaracağım diye bitirmişim önceki postu..Trajikomik biliyorum ama bir pas atıldı üzerime yazma konusunda..gezilerimiz devam ediyor halbuki, ne çok anı birikti ama bir türlü yazamadım...


Avrupa seyahatinin kalanını kısaca özetleleyim..


Floransa dan sonraki rotamız sırasıyla;

Pisa-LA Spezia- Rapaello-Portofino-Sori-Cenova

Maalesef Portofino da otel bulamadığımız için geceyi mecburen Cenova da bir otelde geçirmek zorunda kaldık. Portofine gerçekten görülmesi gereken bir yer daha doğrusu İtalya nın bu kısmı


San Remo dan itibaren İtalyan Rivierası olarak geçiyor. Görkemli yazlık villalar, oteller turistik yerler... Heryerde inanılmaz bir peyzaj, şıklık ve temizlik göze çarpıyor. Biz kalamadık cumartesi olması dolayısıyla hiç bir yerde oda yoktu ama yolunuz düşerse mutlaka görün...



Cenova- Arenzano-San Remo-Ventimiglia-Fransa Geçişi-Menton-Cap Martin-Monaco

Cap Martin de kaldık, Monaco ya 10 dk lıkmesafede. Monaco ise bambaşka bir dünya...görün mutlaka görün:)) parayla neler yapılabileceğini !

80 € ya 1 saat formula 1 in yapıldığı Monaco sokaklarında yanında co pilotunuzla turlayabiliryorsunuz. Ege kaçırmadı tabi ki:)

Monaco-Nice-Cannes-St.Tropez-Nice-Sospel-Breil Sur Roya –Tende-Limonetto

Cannes ve Nice popüler kültürün son noktasında zenginliğin ve tüketim çılgınlığının uç göstergesi.. denizi harika onun dışında da birşey yok, 2 gün ayırdığımız bu rotada sadece 5-6 saat geçirip haritada kafamıza göre bir rota belirliyoruz.Belki de bilmeden yolculuğumuzun en keyifli ve heyecan verici rotası oluyor burası. Nice den kuzeye çıkıp Fransa Alplerinin eteklerine ulaştık burada National Park ın içinde nefis yollarda gittik, alttaki fotoğraf virajları anlatıyor sanırım. Küçük kasaba ve köylerden geçtik nefiz pizzalar yedik...





Akşam üstü yağmur başladı, öğlen saatlerinde Nice de 35 C de denize girerken üşümeye başladık. İtalyan sınırında Limonette isimli bir kayak merkezine ulaştık, küçük kayak otelleri yazında açık, çok şirin bir dağ otelinde kaldık, gece hava sıcaklığı iyice düştü şömine başında kırmızı şarapla kış tadında bir gece geçirdik.




Sospel de tarihi bir köprü

Limonetto-Cuneo-Fossano-Alba-Asti-Alessandria-Milano-Como-Brunate
Como Brunate ye mutlaka çıkın..Finükiler ile çıkılıyor manzara gün batımında müthiş. gölün sakin kısımlarını gezmeye çalışın merkez çok kalabalık.




Como-İsviçre-Lugano-Como-Bergamo-Brescia- Desenzano del Garda-Salo
Mutlaka İsviçre Lugano ya geçin Comodan çok daha güzel. Ve Comoya çok yakın olan İtalya nın en büyük gölü Garda ya geçin. Burada birbirine yakın bir çok kasaba var tipik kuzey italya kasabaları çok şirin sakin. mutalaka gezin.Biz Salo da kaldık...


İtalyanca deyişiyle Lago di Garda


Lugano




Salo-Terre-Merdano-Verona-Venedik






San Marco meydanında saatlerce kepekli ekmek ile güvercinleri besledik.Polis tarafından uyarıldık yasakmış ama devam ettik:)


Burano- Murano




Burano, cam işçiliği harika taşıyacak yerimiz olmadığı için minik hatılarla idare etmek zorunda kalıyorum. Bu evlerin her yıl belediye tarafından ücretsiz boyandığını öğreniyoruz. Rengarenk çok güzeller, 2 gün geçiriyoruz Venedik te. Heryerini keşfediyoruz, bir akşam operaya bile gidiyoruz düşünün. Birtek bacaklarımı şişiren onlarca sivrisineğin saldırısından muzdaribim ama bu kentte kaçış yok bundan anlıyorum.
Yolculuğumuz çok güzeldi ama gittikçe sona yaklaştığımızı bilip bu tatilin hiç bitmemesini istiyorum, küçük çocuklar gibi sürekli mızmızlanıyorum:))


Trieste-Slovenya-Lubliajina-İstanbul
Tam bir liman ve ticaret şehri, Venedik ten 2 saat sürüyor. Un RORO nun yetkililerine telefonla ulaşıp MOLO 7 de geminin akşam 19 :00 da hareket edeceğini16:00 da yüklemenin yapılması için orda olmamız gerektiğini öğreniyoruz.Trieste yi keşfetmek için koskoca 4 saatimiz var.Önce market alışverişimizi yapıyoruz. Yanımıza sadece sırt çantalarımızı alacağımızdan caseleri maximum Toscana şarabı ile dolduruyorum. Yaklaşık 20 şişe :)) Markette kendi aramızda hangi şarap daha iyi nasıl taşırız muhabbeti yaparken yanımıza gelerek yardım teklif eden Aydın ile tanışıyoruz. İzmir-Trieste arası taşımacılık yapan bir firmanın Trieste yetkilisiymiş, bizi gezdirmeyi teklif ediyor, saat 16 kadar bizi ağırlamak istediğini söylüyor, onun evine gidip motor kıyafetlerimizi çıkarıp rahat bişeyler giyiyoruz saolsun market alışverişlerimizi ve motorsikletle beraber diğer tüm eşyaları garajına koyarak arabasıyla şehir turuna çıkıyoruz. Çok güzel bir yerde nefis italyan makarnaları yiyerek bol bol sohbet ediyoruz. Saat 16 ya doğru vedalaşarak molo 7 deki roronun yanına gidiyoruz. Tüm evraklarımız tamam, diğer yüzlerce tırla birlikte bizim karakızımızı sıraya alıyorlar. İlk bizi alacaklarını zannederek saat 19 a kadar nerede ne yapabilirizi planlıyoruz Ege ile ama maalesef önce konteynırları yükleyip motorumuzu en son alıyorlar, 2,5 saat kadar yüzlerce tır şöförü bir de biz bi kenarda bekliyoruz.Çok enteresan insanlar. Birkaçı bize yoldan topladıkları üzümleri ikram ediyorlar, Toscana üzümü tatmış oluyoruz boylece..




Yükleme sırası bize geldiğinde motorsiklet o kadar dengesiz ve aşırı yüklü idi ki bir an Ege süremeyecek sandım, içeri girip fotoğraflamama izin vermediler ama son ana kadar kameram açıktı.saat 19 itibariyle anahtarı da yetkililere teslim ederek bizi Lubliajina ya götürecek otobüsü beklemeye başlıyoruz. Bu arada acıkıyorum ama yapacak bişey yok. Limanda doğru düzgün bir yer yok olanlarda bizim kamyoncu dinlenme tesisleri gibi, tek bayan benim, Ege nin eline sıkı sıkı yapışıyorum. Bu arada bizi gören her şöför şaşkınlığını gizleyemiyor, ilk defa bu yolu kullanan motorsikletli birilerini görmüşler. Bir kaç kez araba ile yolculuk eden aileler olmuştu ama nereden buldunuz diyorlar. İnternetteeeen diyerek gülüyorum. Yol boyunca dertleşiyoruz. Onlar bize özenip ne kadar zor bir hayatları olduğunu anlatıyorlar, çocuklarını bile 2-3 ayda bir görebiliyorlarmış hep yollarda geçen bir ömür, ne zor:)
yaklaşık 2 saatlik yolda içimde buruk bir sevinç hissediyordum. Hem heyecanla beklenen ve beklenenin ötesinde süper güzel geçen maceramızın bitmiş olmasından dolayı buruktum, bir yandan da herşeyin planlandığı gibi gitmesi yolların bize hiç bir zaman unutamayacağımız maceralar sunması, kazasız belasız dönüyor olmamız da sevindiriyordu.

saat 23 gibi uçağımız rötarsız hareket etti.
Türkiye saatiyle gece 02:00 de Atatürk havalimanındaydık...saat 04:00 de evimizde yatağımızda....
bugüne kadar yaşadığım en güzel yolculuğu bana sunduğu için Egemen e çok teşekkür ediyorum... yeni yollar bizi bekliyor..























































1 Comments:

Blogger Ceylin'in Annesi said...

Harikasınız.
Harika...

Diyecek başka bir şey bulamadım..

11:23 PM  

Post a Comment

Subscribe to Post Comments [Atom]

Links to this post:

Create a Link

<< Home